Kategori arşivi: Sağlık

Sağlıklı Günler İçin

Grip Aşısı Neden Önemlidir? Kimler Yaptıramaz?

Üst Solumun yolu enfeksiyonu olarak bilinen ve dünyada her yıl yaklaşık 550 bin kişinin ölümüne neden olan grip için Dünya Sağlık Örgütü uyarıyor. Özellikle çocuk, yaşlı ve kronik hastaları uyaran Dünya sağlık Örgütü mutlaka grip aşısı vurulması gerektiğini belirtiyor.

Ülkemizde önemsenmeyen 3-5 güne geçer diye ihmal edilen grip ölüm saçıyor. Kış aylarının gelmesiyle en sık yakalanılan hastalık türü olan grip için dünya alarm verdi. İhmal edilen grip özellikle bazı risk grubu altındaki hastaların hayatını kaybetmesine neden oluyor. Bu nedenle sağlık örgütünün uyarıları doğrultusunda risk grubundaki hastaların mutlaka ve mutlaka Eylül ve Ekim aylarında grip aşısı vurulması gerektiğinin altı çiziliyor.

İşte grip aşısı için önerilen risk grupları

  • 65 yaşında ya da üzeri yaşlılar
  • Böbrek konusunda hastalığı bulunan
  • Şeker hastalığına sahip olanlar
  • Kalp ile ilgili rahatsızlıkları olanlar
  • Kanser veya kanser konusunda tedavisi görmekte olan hastalar
  • Akciğer yetmezliği bulunan kişiler
  • Kronik hastalığa sahip olan hastalar

Astım hastaları ve Hamilelerin mutlaka her yıl grip aşısı vurulması gerektiği vurgulanıyor. Yapılan araştırmalara göre grip günümüze kadar 150 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Her yıl dünya da 550 milyona yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan gripten korunmak için vurulmak gerektiğini Dünya Sağlık Örgütü dikkatle belirtiyor. Ülkemizde risk grubu altında olanların sadece yüzde 4’ü bu uyarıları dikkate alırken geri kalan kısım bu uyarıları dikkate almıyor. Özelikle kış ayına girerken yakalanılan ve ihmal edilirse ölüme kadar uzanan tehlikeli bir hastalık olan grip için uzmanlar Eylül ve Ekim aylarında mutlaka grip aşısı olmaları çağrısında bulunarak hastaları uyarıyor.

Özellikle risk gruplarının tehlike altında olduğunu söyleyen uzmanlar mutlaka grip aşısını öneriyor. Risk grupları için önemli bir yeri olan hastaların bu hastalığı kolaylıkla atlatmasını sağlıyor. Grip deyip önemsenmeyen ve ihmal edilince ileri boyutlara giden hastalık hastayı hastanelik edebiliyor yoğun bakım ünitelerine yatmasına ve dahası hastanın hayatını kaybetmesine neden olabiliyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü gripten korunmanın en iyi yolunun grip aşısı olduğunu söylüyor.

Dudak Estetiği İçin Kullanılan Yöntemler

Dudaklarımız yüz güzelliğinin en büyük parçasıdır. Güzellik ve görselliğe önem veren bayanlar tarafından dudak estetiği sıklıkla tercih edilmektedir. Estetik ameliyatların ilk yapılmaya başlandığı yıllardan günümüze kadar birçok yöntem denenmiştir. Bu operasyonlar dudaklardaki şekil bozukluklarının giderilmesi amacı ile yapılabildiği gibi, sadece görsellik amacı ile de yapılmaktadır. Dudak estetiğinde uygulanan birden fazla yöntem bulunmaktadır.

Kişinin dudaklarında istediği değişikliğe göre bu yöntemler farklı olmaktadır. Örneğin kalın dudaklara sahip olanların, dudaklarını inceltmek istemesi ile ortaya çıkan ihtiyaç için dudak içinde yer alan mukozanın çıkarılması yöntemi ile dudaklar istenilen boyuttaki inceliğe kavuşturulmaktadır. İnce yapıdaki dudaklara sahip olan kişiler için ise dudağa enjekte edilen sıvı silikon yöntemi ile dudaklar istenilen kalınlığa kavuşturulmaktadır. Tüm bu yöntemlerin haricinde bir de ameliyatsız olarak uygulan üst dudak asma yöntemi ise en sık kullanılan ve en az riski içeren yöntemdir. Dudak estetiğinde uygulanan bir diğer yöntem de dudak kırışıklıklarının düzeltilmesi yöntemidir. Bu operasyon lazer uygulaması, dolgu maddesi kullanılması ile yapılan bir yöntemdir.

Silikon Yöntemi Dudak Estetiğinde Zararlı Mıdır?

Silikon yöntemi ile mevcut dudak ölçüleri daha da kalın hale getirilebilmektedir. Ancak bu yöntem kişiye bazı sorunları da beraberinde getirecektir.  Bu sorunların başında sıvı halde dudağa enjekte edilen silikonun ağzın diğer alanlarına da kolaylıkla yayılması neticesinde kalın bir dudak görünümü isterken şekil bozukluğu meydana gelmesidir. Bu tarz durumlarda ise enjekte edilen silikonun dudaktan temizlenmesi için ayrı bir operasyon gerekebilmektedir. Oluşan şekil bozuklukları uygulanacak operasyonlar yardımı ile düzeltilerek hasta ilk haline getirilmektedir. Silikon yöntemi, uygulanan diğer yöntemlere göre daha zararlı olması sebebi ile çok fazla tercih edilmemektedir. Dudak yapısında istenen değişikliğin çeşidine bağlı olarak gerek ameliyat ile gerekse ameliyatsız dudak estetik ameliyatı gerçekleştirilmektedir.

Dudak Estetik Ameliyatlarının Fiyatları

Dudak estetik ameliyatlarının fiyatlarını, kişiye uygulanacak olan yöntemler belirlemektedir. Bu yöntemler ile birlikte estetik cerrahinin gerçekleştirileceği klinikler ve estetik cerrahların konusundaki uzmanlığı da fiyatlardaki değişimlerin oluşmasını sağlamaktadır. Dudak estetiklerinde fiyatlarda alt sınır 300 TL iken, üst sınır ise 1,500 TL civarında seyretmektedir.

Karın Germe Estetiği ve Bilinmesi Gerekenler

Karın germe estetiği en çok bayanlar tarafından tercih edilmektedir. Aşırı kilolu olup, bu kilo verildikten sonra vücudun belirli alanlarında sarkmalar ve deformasyon meydana gelmektedir. Bu durumlarda özellikle göbek ve karın bölgesinden giden fazla kiloların verilmesi, göbek bölgesinden yağ aldırılması neticesinde karın germe estetik ameliyatına başvurulmaktadır.

Düz bir karna sahip olmak isteyenlerin tercihi olan bu cerrahi operasyon genel anestezi yöntemi kullanılmak sureti ile gerçekleştirilmektedir. Operasyon öncesinde kişi muayene edilmektedir. Muayene neticesinde kişide karın germe estetik ameliyatına etki edecek bir olumsuzluk saptanması durumunda operasyon yapılmamaktadır. Bu operasyon sayesinde kişinin kilo vereceğini düşünmesi yanlış bir fikirdir. Bu estetik cerrahi bir operasyon olup, sadece deride oluşan sarkmaların düzeltilerek düz bir karına sahip olunması amacı ile gerçekleştirilmektedir. Ameliyat öncesinde hastanın kullandığı bir ilaç olup olmadığı, sigara kullanımının varlığı ve kısa bir sürede bebek sahibi istenip istenmediği konusunda bilgiler alınır. Eğer düzenli olarak kullanılan ilaçlar var ise operasyondan en az iki hafta önce bu ilaçların kesilmesi, sigaranın bırakılması talep edilir. Hasta operasyona hazır olduğunda da işlem gerçekleştirilir.

Karın Germe Estetik Ameliyatı Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Karın germe estetik ameliyatı sonrasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, yatak istirahatiniz devam ettiği sürece dizlerinizin altına yerleştirilecek olan yastıkları dizlerinizin altından kaldırmamanız gerektiğidir. Bu yastıklar dizlerin bükülü kalmasını ve sonuç itibari ile karında oluşabilecek gerginliği azaltması için muhakkak kullanılması gerekmektedir. Hastada ameliyat sonrasında doktor kontrolünde gerekli görülen ilaçlarla oluşabilecek ağrılara müdahale edilebilmektedir. Ameliyat esnasında hastanın karnına iki adet dren tüpü yerleştirilmektedir. Bu tüpler iki gün kişinin vücudunda tutularak sonrasında vücuttan çıkarılmaktadır. Dren tüplerinin yerleştirilmesindeki amaç ise, operasyon bölgesi olan karın içinde oluşabilecek sıvıların önlenmesidir.

Karın Germe Estetik Ameliyatında İyileşme Süreci

Karın germe estetik ameliyatında iyileşme süreci maksimum 1 ay olmaktadır. Hasta estetik ameliyat esnasında herhangi bir sorunla karşılaşmamış, hekimin verdiği tüm talimatlara harfiyen uydu ise iyileşme süreci daha da kısalabilir. Hasta bir ayın sonunda gündelik hayatına artık daha düz bir karınla dönecek, daha önce kaybettiği öz güvenine de tekrar sahip olacaktır.

Benleri Aldırmak Vücuda Zarar Verir Mi?

Benleri Aldırmak Zararlı Mıdır?

Vücudunun herhangi bir bölgesinde beni olmayan insan nerede ise yok gibidir. Bazı insanlarda tüm vücuda yayılmış irili ufaklı benler görülebilmekte, bazı insanlarda ise çok daha az sayıda benler görülebilir. Benler vücutta normalde de bulunan ve deriye rengini veren melanosit denilen hücrelerin bir araya gelerek oluşturdukları doku parçalarıdır. Bu doku parçaları aslında iyi huylu tümör dokularıdır. Benler doğuştan oluşurlar fakat daha sonradan hayatın belirli dönemlerinde de oluşabilmektedir.

Benlerin Olması Tehlike Anlamına mı Gelmektedir?

Doğuştan var olan üzeri genelde kıllı, kahverengi siyah renginde, içerisinde homojen bir renk dağılımı olmayan, büyük benlere konjenital dev kılı nevüs denmektedir. Yani bir diğer adıyla doğumsal kıllı ben diye bilinmektedir. Bu benlerin en erken yaşta, vücuttan uzaklaştırılması gerekmektedir. Çünkü bu benler hayatı tehdit edecek kadar kötü ve hızla yayılmaktadır. Bu benlere malin melanom denilmektedir. Ek olarak malin melanom deri kanseri gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Bunların yanı sıra doğumda mevcut olmayıp da sonradan çıkan benler ise zaman içerisinde malin melanom dediğimiz cilt kanserine dönebilmektedir. Ek olarak kansere dönme ihtimalinin yanı sıra haberci belirtiler vardır. Bu belirtiler;

Açık tenli, renkli gözlü kişilerde meydana gelen benler, mevcut bir benin renginde, boyutlarında değişiklik olması ve kanama yapması, 6mm’den büyük ve sınırları düzensiz, kahverengi-siyah renkli benler, mavi-siyah renkli benler, ailede cilt kanseri olması ve ek olarak sık sık travmaya maruz kalan benler, kahverengi-siyah bir benin gittikçe renginin açılması gibi belirtileri olan kişiler mutlaka bir plastik cerrahi ya da dermatoloji uzmanına gitmeliler. Benler takibe alınmalı hatta şüpheli görülen benler plastik cerrahi tarafından alınmalıdır. Alınan benler riski ortadan kaldırmaktadır.

Estetik Amaçla Benler Alınabilir Mi?

Kansere dönme tehlikesi ortada olmayan benler haricinde yalnızca görünüm olarak problem oluşturan benleri estetik amaçlı olarak lokal anestezi ile aldırabilmek mümkündür. Ayrıca alınma işlemi ardından hiç iz kalmamaktadır. Aldırma işleminin olması için iyi bir Plastik Cerrah tarafından gerçekleştirilmesi önemlidir. Ardından önerilere uyulması gerekmektedir. Öyle ki ben aldırmak kolay bir işlemdir. Lokal anestezi altında alınma işlemi yalnızca 5-10 dakikadır. Bu işlem esnasında hiçbir ağrı ve hiçbir acı hissedilmemektedir.

Kan Grubu ve Çay Tüketimi Arasındaki Bağ

Hayatımızın her anında bulunan ve içmekten vazgeçemediğimiz çayın bir sınırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Birçok faydası bulunan çay aşırı tüketildiğinde sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Sağlıklı beslenmek için sağlıklı gıdaların yanı sıra sağlıklı çay tüketimi de sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.

Sağlıklı yaşam için kan grubuna göre beslenme şeklini ortaya çıkaran uzmanlar kan grubuna göre birde çay tüketimini önerdi. Uzmanların yaptığı açıklamada sağlıklı ve formda kalmak için her kan grubunun ayrı çayı olduğunu belirtti. İşte kan grubuna göre doğru çay tercihlerini bu yazımızda sizlere aktaracağız.

Kan grubuna en uygun çaylar nelerdir?

0 rh kan grubu kilo verme konusunda en şanslı gruplardır. 0 rh kan grubu kişilerin metabolizmalarının hızlı çalışıyor olması kilo vermek açısından oldukça önemlidir fakat 0 rh grubunun bağışıklı sistemi zayıf olduğu için 0 rh kan grubunun tüketmesi gereken en uygun çay grubu ıhlamur ve zencefil olarak belirlenmiştir.

A rh kan grubuna gelecek olursak A rh kan grubunun bağışıklık sistemi daha güçlü olduğu için şanslı olsalar da kilo verememe konusunda sıkıntı çeken en sıkıntılı kan grubu kategorisinde yer alıyor. A rh kan grubunun bu yüzden tercih etmesi gereken çay tipi yeşil çay ve kekik çayı olmalıdır.

B rh kan grubunda olan kişiler ise yavaş metabolizma sahip kişilerdir ve çay tüketimi noktasında şunlar bilinir; vücut ödem tutmaya meyillidir bu nedenle B rh kan grubunda olan kişiler en iyi ödem sökücü olarak bilinen maydanoz çayı ve metabolizma hızlandırmak için nane çayı tüketmesi mutlaka önerilmektedir.

Son olarak AB rh kan grubuna gelecek olursak bağışıklık sisteminin düşük olması nedeniyle AB grubunun tercih edebileceği çay tipi papatya çayı ve zencefil çayı olmalıdır. Sağlıklı yaşam için kan grubuna göre çay içilmesi gerektiğini belirten uzmanlar bu çayların sabah kalktığında içilmesi gerektiğini ya da ara öğünde içilmesi gerektiğini günde 3 fincanı geçmemesini belirterek bu şekilde bireyin sağlıklı bir yaşam sürebileceklerini dile getirdi.

Bölgemizin Yeni Tehlikesi: Mers Virüsü Nedir?

Ebola virüsü ardından Ortadoğudan gelen Mers Virüsü için Türkiye’de kırmızı alarm verildi. Bu tehlikeli virüs nasıl bulaşıyor, nasıl belirtiler veriyor, uzmanlar açıkladı. Soğuk algınlığı gibi başlayan ve maalesef mers virüsüne yakalanan her 100 kişiden 45’inin hayatını kaybetmesine neden olan virüs ölüm saçıyor. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde görünen Mers Virüsü Türkiye’de de ortaya çıktı. Peki, mers virüsünün belirtileri nelerdir, nasıl korunabiliriz, tedavisi nelerdir? Bu soruların cevabını sizlerle paylaşacağız.

Mers Virüsünün belirtileri nelerdir?

Virüsün belirtileri hapşırık, burun akıntısı, öksürük, ilerledikçe oluşan nefes darlığı, zatürree gibi rahatsızlıklarla teşhis edilebiliyor ve daha fazlası mers virüsünün etkisi böbrek yetmezliğine sebep olabiliyor. Bazı hastalarda bu belirtilerin yanı sıra ishal, kusma ve halsizlikte mers virüsünün belirtileri arasında yer alıyor. Mers hastalığının 12 gün kuluçka süresinin bulunduğunu ifade eden uzmanlar bu süre sonrası hastalığın 2 ila 12 gün sürdüğünü belirterek bazı hastaların bu virüsü kolay atlattığı bazı hastaların ise hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyleyerek vatandaşları Mers virüsüne karşı uyardı ve hijyen konusuna önem vermelerini söyledi. Zira hijyen konusuna önem vermeyen kişilerde Mers Virüsü buluşma riski iki katı arttığının da altını çizdi.

Mers Virüsü nasıl tedavi edilir?

Mers hastalığı solunum yolu enfeksiyonu olarak kabul edildiği için rutin tedavi uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra bol bol sıvı tüketmesi gereken hastalar istirahat etmeli ve dinlenmeli. Henüz aşısı bulunmayan hastalık da en iyi tedavi yöntemi hijyen olarak biliniyor. Mers virüsüne yakalanmamak için yapılması gereken önemli detaylar elleri sık sık yıkamak, öksürürken ağzı mendil ile kapamak, hasta olan kişileri ile tokalaşmamak ve ortak kullanılan eşyaları temiz bir şekilde kullanmak olacaktır.

Çağımızın Sinsi ve Ölümcül Hastalığı: Sepsis

Birçoğumuzun ismini yeni duyduğu sepsis hastalığı ölümlerin en önemli sebebi olarak biliniyor. Halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen sepsis sinsi bir hastalık olarak kabul ediliyor. Belirtileri aniden oluşan nabzın hızlanması, vücut ateş oranı artması, solunumun hızlanması ciddi bir şekilde oluşan halsizlik gibi bulgular ile geliyor.

Gündelik hayatta karşılaşılan bir şikâyet durumu olan belirtiler hafife alındığı zaman çok ciddi hastalıklara yol açabiliyor. Sepsis denilen hastalık vücudun kendi kendine savaştığı bir hastalık türü ve insan vücudunda ölüme yol açabilecek büyük tehlike taşıyor. Dünyada sinsi hastalık olarak bilinen sepsis’den ölenlerin sayısı son 10 yılda iki katına çıktı.

Amerika da yapılan araştırmalar sonucu yapılan açıklamada artık insanların kanserden çok bu hastalığa yakalanıp öldüğünü belirtti. Vücut içinde oluşan bakterinin organlar istila etmesiyle başlayan hastalık vücudun kendini koruyum derken kendini zarara sokmasıyla başlıyor ve sonuç olarak da çok ciddi bir organ yetmezliğine ve daha ötesi kişinin ölümüne neden oluyor.

Araştırma Verileri Ürkütücü Sonuçlar Veriyor

Uzmanların araştırma verileri bu hastalığın ciddiyetini gün yüzüne çıkardı. Dünyada 24 milyon kişini ölümüne neden olan bu sinsi hastalık korkutuyor. Uzmanlar bu hastalık hakkında halkın bilinçlenmesini ancak en önemlisi sağlık personellerinin de bu hastalık üzerine bilgilenmesini belirtti. Sepsis hastalığı bazı risk gruplarında daha sık görülebiliyor örneğin büyük travma yaşamış kişiler, çocuklar ve yaşlılar da bu hastalık daha sık görülebiliyor.

Uzmanların sinsi bir hastalık olduğunu altını çizerek belirttiği sepsis’in teşhisi konulması ardından tedavi şansı yüzde 30 ‘a kadar düşebiliyor ve kişinin hayati tehlikesi ortaya çıkıyor. Sepsis hastalığından tedavi görüp iyileşenlerin ölüm riski sağlıklı insanların ölüm riskine oranla iki kat fazla olduğu da açıklandı. Teşhisi için bir uzman muaneyesi şart olan hastalıktan korunmak o kadar da zor değil. Sepsis hastalığından korunmanın en kolay yolu bilinçsiz antibiyotik tüketimine son vermek, içme suyunun temizliğine önem göstermek ve tuvalet hijyenini sağlamak olacaktır.

Hafızanın Önemli Besin Kaynakları: Kuru Üzüm

Hepimizin damak tadına uygun olan kurutulmuş bir meyve olarak bilinen kuru üzüm ve sunduğu faydaları saymakla bitmiyor. Kemik sağlığı, göz sağlığı, sindirim açısından faydaları bilinen kuru üzümün bir faydası daha ortaya çıktı. Uzmanların kuru üzümün çocuklar üzerinde hafıza güçlendirici etkisi bulunduğunu açıkladı.

Çekirdekli siyah üzümün bolca tüketilmesi gerektiği söyleyen uzmanlar özellikle çocukların tüketmesi gerektiğinin altını çizdi. Herkesin beğenerek tükettiği yaz kış bulunabilen bir kuru meyve olan kuru üzümün hafıza güçlendirdiği artık bilinen bir gerçek olarak resmen hayatımızda yerini aldı.

Yapılan araştırmalara göre kuru üzüm özellikle çocuklarda hafızayı ve zekâyı güçlendirmesinin açıklamasından sonra aile bireylerinin bu konuya gereken önemi vermeleri gerektiğini sizlere açıklamak istiyoruz. Kuru üzümün faydalarını sıralayacak olursak başta enerji kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Toplumda sevilerek tüketilen ilgi çekici bir kuru meyve olan Kuru üzümün diğer faydalarını da söylemeden geçemeyiz.

Kuru Üzümün Faydaları

Toplumda sevilen lezzet olan siyah üzümün faydaları say say bitmiyor. Kansızlığı önleyici bir etkisi olan kuru üzüm kansız olan hastalar için tüketilmesi gereken meyvelerin başında gelmektedir. Diyet yapan kişilerin menüsünde olmazsa olmaz meyve olarak baş sırada yer alır. A vitamini deposu olan kuru üzüm göz sağlığı açısından da çok önemlidir.

Ağız bakımı konusunda da şifası olan meyve ağzı kokusu çeken kişilerin bu rahatsız edici durumdan kurtulmasını sağlamaktadır. Kanser önleyici bir meyve olduğu bilinen kuru üzümün belli oranda tüketilmesi durumunda kansere karşı vücudu korumaya alır. Kemik sağlığı açısından da oldukça önemli olan kuru üzüm kemiklerin gelişmesine büyük katkı sağlar.

Lezzeti dışında birçok hastalıkların koruyucusu olarak bilinen kuru üzümün en önemli faydası ise hafıza güçlendirici bir meyve olması olmuştur. Uzmanlar özellikle çocukların tüketmesi gerektiğini vurgulayarak kuru üzümün hafıza ve zekâ güçlendirme açısından çok önemli bir besin kaynağı olduğunu açıkladı.

Boğaz Ağrısı İçin Faydalı Çay Önerileri

Kış aylarının yaklaşması, bu döneme bağlı en temel sağlık sorunlarından olan boğaz ağrısı problemlerinin de sıkça yaşanmasına neden oluyor. Bizler de modaloni.com ekini olarak, boğaz ağrısına fayda sağlayan bazı bitki çaylarını sizler için derledik. Kış aylarında boğazınızı korumak ve ağrılara karşı yumuşatmak adına bu çaylardan fayda görebilirsiniz.

Boğaz Ağrısı ve Faydalı 3 Bitki Çayı

  • Özel içeriği ile polifenolik bileşen konusunda en zengin içeriğe sahip olan nar kabuğu çaylarını tercih edebilirsiniz. Bu bileşenler, genel anlamda boğazları ve o bölgeyi koruyucu etki yaratır. Böylelikle uzun vadede boğaz ağrısı yaşamak ya da kış aylarında ki ani soğuk hava değişikliklerine bağlı sorunları önlemek mümkün olabilecektir.
  • Uçucu içeriği en çok barındıran ve ilk sıralarda yer alan nane çayı ciddi anlamda yumuşatıcı etki sunacaktır. Boğaz ağrısı olmaması halinde de gene bu uçucu içeriklerin daha rahat bir konuşma deneyimi sağlaması, özellikle de bademcik sorunu olanlar için tüm kışı rahat geçirmenize yardımcı olması için tercih edilebilecek bir çay seçeneğidir.
  • Eğer doğru demlenir ve 10-15 dakika süresince sadece pişmesinden sonra dem alması sağlanırsa, adaçayı da ciddi anlamda fayda sağlayacaktır. Eğer doğru bir pişme süresi, demlenme süresi olmazsa istenilen fayda tam olarak elde edilemez.

Boğaz ağrısı ciddi bir konudur ve dikkat edilmezse, kanser gibi sorunlara dahi neden olabilir. Bu tarz ufak önlemler ile çözüm bulma noktasın da etkin adımlar atabilirsiniz.

Kırmızı Turpun Faydaları Nelerdir ?

Kırmızı turp genellikle salatalar da kullanılan sağlık hazinesidir. Taze ve çıtır çıtır kırmızı turp, C vitamini açısından çok zengindir. Yeşil kısmı, köklerine oranla 6 kat C vitamini barındıran kırmızı turp, tam bir kalsiyum deposudur. Kırmızı kafalı sebzeler de potasyum, folik asit ve bolca mobilden mineralleri bulunur. Kırmızı turpun yararlarına gelirsek saymakla bitmez. Başlıca bilinen yararları şunlardır;

Safra kesesi ve karaciğer sağlığı için siyah turpu, antioksidan içeriği için de kırmızı turpu tercih etmeniz gerekir. Glukosinat ve lif içeriği bileşikleriyle kalın bağırsak kanserine ve bilinen tüm kanserlere karşı koruma sağlar. Kırmızı turp, idrara çıkışı hızlandırır ve ödem sökücü etki sağlar. Safra kesesinde ki olumlu etkisi sayesinde sindirimi kolaylaştırır. Şeker hastaları rahatlıkla kırmızı turp yiyebilir çünkü kırmızı turp, kan şekerini yavaş yükselten bir bitkidir. üzerindeki olumlu etkisi ile sindirimi kolaylaştırıyor. Diş eti, sinir, diş, tırnak ve saçlarımız için de son derece yararlıdır.

İştah açıcı özelliği vardır. Sinirli yapıya sahip kişiler için tüketilmesi gerek bir bitkidir ve stresi alır. Sindirimi kolaylaştırır ve solunum yollarına çok iyi gelir. Grip, soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıklar da burnun akmasını engeller. Hazımsızlığa, böbrek taşlarına ve aşırı kilolara karşı da etkilidir. Uzmanlar tarafından verem hastalarına tavsiye edilir. Kırmızı Turp, potasyum içerir ve kalp kası hatta bütün kasların düzenli çalışması için gereken tüm mineralleri içinde bulundurur. Yeterli miktarda alınan potasyum, tansiyona karşı koruyucu özellik taşır. Kırmızı turpun için de bulunan folat, diğer sebzelerden turpu ayırıyor. Vücudumuz folatı, DNA’nın onarımında kullanır. 1 kase turp, günlük folat ihtiyacının yüzde 7′sini karşılar..

Kerevizin Faydaları Nelerdir ?

Kerevizin faydaları saymakla bitmez. Ülkemizde kereviz daha çok kök kısmı kullanılmaktadır. Ancak son zamanlarda kerevizin yapraklan ve sap kısmından da yararlanılır. Kerevizin yüksek tansiyon hastalarında çokça kullanılması gerekir. Kerevizin içindeki maddelerden dolayı yüksek tansiyonu normal seviyeye getirdiği ispatlanmıştır.
Kerevizin kanser hastalarının tedavisinde de kullanıldığını bilmenizde fayda vardır. Kerevizin kök kısımları tüketildiği zaman kanserli hücrelerin durdurmasını sağlar. Özellikle de pankreas kanserinde tümörün durdurulmasını sağlar. Kanseri yavaşlatır. Kötü kolesterol yüksek çıktığı zaman beraberinde bir sürü problem ortaya çıkarır.

Örneğin damarların tıkanmasını sağlar. Damarlar tıkandığı zaman kan akışı sağlanamaz ve kalp olumsuz etkilenir. Daha sonra kişi felç olur. Bir sürü olumsuzluk ortaya çıkarır. Kötü kolesterole çare olarak kereviz bitkisi önerilmektedir. İçindeki maddeden dolayı kötü kolesterolü ortadan kaldırır ve normal seviyeye getirir. Kereviz bitkisin içinde yüksek miktarda lif vardır. Lif sindirime yardımcı olan bağırsakların hızlı çalışmasını sağlayan bir bitkidir. Kabızlık sorunu çeken kişilerin kereviz yiyerek rahatladıkları tespit edilmiştir. Ayrıca kereviz kolon kanserine karşıda faydalıdır.

Kereviz çok güçlü bir toksin atıcıdır. Vücuttaki toksin maddelerin atılmasını sağlar. İdrar söktürücü olup vücuttaki fazla suyun dışarı atılmasına yardımcı olur. Kereviz iltihaplı hastalıkların da dermanıdır. Özellikle iltihaplı romatizma hastalıklarında güçlü etki yaratır. İltihabın kurumasına yardımcı olur. Kereviz güçlü bir sakinleştiricidir. Adet sancılarına da çok faydalıdır. Vücuttaki çeşitli alerjik hastalıkların da ortadan kaldırılmasında kerevizin faydası büyüktür. Kerevizi oldukça kullanmaya dikkat ediniz.

Kayısının Faydaları Nelerdir ?

Kayısı içeriğinde bulunan A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyvedir. Ayrıca demir içerir. Bunların yanı sıra magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengin bir meyvedir. Kayısının faydalarını saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Belli başlı bilinen faydaları şunlardır;

Kanseri önleyici, tansiyonu düşürücü özelliğe sahip olup, bağırsakların iyi çalışmasına yardımcı olarak kilo verilmesini kolaylaştırır. İyi bir betakaroten kaynağıdır ve akciğer, mide kanserlerinden koruyucu özelliğe sahiptir. Yorgunluğu alır, enerji, güç verir. Yanlış besleme sorunu olan yaşlıların, potasyum eksikliğine bağlı depresyona girme sorunlarına da çok faydalıdır. Astıma ve gırtlak iltihabına iyi gelir. Kabızlığı ve gece körlüğünü önler. Yaşlanmaya karşı vücut direncini korur, beynin düzenli çalışmasını sağlar.

Ülserin iyileşmesinde büyük rol oynar ve strese iyi gelir. Karaciğere ve kan yapımını arttırarak kansızlık sorunlarını ortadan kaldırır. Kemiklerin daha sağlam ve düzgün olmasını sağlar. Kalp kaslarını kuvvetlendirir, kansere karşı korur. Kayısı iştah açıcı ve besleyicidir. İçeriğinde ki demir sayesinde kansızlığa iyi gelir. Özellikle gelişimi devam eden çocuklara faydalıdır. Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önlenmesinde de kanıtlanmıştır. Sinirleri sakinleştirici yapısı vardır ve uyku verir. Cildimizi besler, nemlendirir ve yumuşatır. Kayısının kurusu da yenilebilir ve reçel komposto yapımında da kullanılarak tüketilir. Kayısı kompostosu idrar söktürücüdür. Kuru kayısı da A, B ve C vitaminleri açısından oldukça zengindir. Kayısıyı genellikle yemeklerden sonra yerseniz hazmı kolaylaştırır. Kayısının çekirdeğinden çıkan yağı da cilt bakım ürünleri için kullanılır. Taze ve kuru olarak tüketilebilen kayısı, her derde devadır. Tok tuttuğu için de diyet yapanların şüphesiz tercih ettiği meyvelerden biridir.

Ayağa Kalkınca Gözlerde Kararma Neden Olur ?

Kimi zaman ani hareketler de bulunduğumuz da ya da ayağa kalktığımız da gözlerimiz de kararma olur. Peki göz kararması neden olur. İşte tam da bu sorunuzun cevabı için sizlere bu gün ki makalemiz de ayağa kalkınca göz kararmasının nedenleri hakkın da bir araştırma yaptık. O zaman ne duruyorsunuz haydi bir an önce başlayalım da sizler de bir an önce ayağa kalktığımız da göz kararması hakkın da bilgi sahibi olunuz. Arkadaşlar göz kararması genellikle aşırı yorgunluk sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra ani tansiyon düşmesi de ani göz kararmaların neden olur. Ayrıca da besin zehirlenmesi, iştahsızlık, yorgunluk, sıcak ortam ve de ishal de ani göz kararmaların neden olmaktır.

Göz kararmalar ciddi bir sorun olmamak ile beraber eğer bu sık sık tekrar ediyorsa mutlaka ama mutlaka bir doktora başvurunuz. Arkadaşalar göz kararmalar yukarı da ki nedenlerin yanı sıra ayrıca da tansiyon düşmesi, tansiyon yükselmesi, şekerin düşmesi ,şekerin yükselmesi, kansızlık, tiroit sorunları, su kaybı, aşırı terleme, çeşitli, göz hastalıkları ve de bazı ilaçlar da ani göz kararmaların neden olmaktadır. Arkadaşlar göz kararmamaların da yukarı da ki nedenlerin yanı sıra ayrıca da çeşitli çeşitli göz sorunlarından dolayı da ani göz kararmaları gözlemlenmektedir. Göz karamalarının önüne geçmek istiyorsanız mutlaka ama mutlaka sağlıklı beslenmeye dikkat ediniz.

Balık Yağı Ne İyi Gelir ?

Balık Yağı Ne İyi Gelir ? Balık yağı, balıktan elde edilen, kalp ve damar hastalıklarından tutun da romatizmaya kadar bir çok hastalığa şifa olan bir besindir. Balık yağının çok faydalı olmasının sebebi içinde bulunan OMEGA 3 yağ asidinde gizlidir. Fakat, her balıkta omega 3 bulunmaz. OMEGA 3 Somon, uskumru, ringa balığı, sardalye, alabalık gibi balıklar da bulunur. Omega 3 yağ asidi, soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar da daha fazla bulunur. Balıklar dışında, ceviz, kabuklu kuru yemiş, semizotu ve keten tohumunda da omega 3 bulunur.

[ads]Bunun yanında bazı bitkisel kaynaklı gıdalar da omega -3 içerir. Mesela; ceviz, kabuklu kuru yemişler, semizotu, keten tohumu gibi. Balık yağında az miktar bile olsa vücudumuz için kıymetli bol miktarda mineraller bulunur.

Bu kıymetli mineraller başlıca, omega 3, D vitamini, protein, sülfür, vanadyum ve fosfor dur. Balık yağının faydaları saymakla bitmez. Uzmanlar genel de kalp hastalıklarına yakalanmadan önce kullanılabilecek vitaminlerin en başında geldiğini de belirtmiştir. Balık yağı, kalp krizini önler, kalp ritmini ayarlar. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve büyümeyi, dokuların iyileşmesini sağlar. Saçların sağlıklı olmasını sağlar, cilt rengini güzelleştirir ve bakteriyel enfeksiyonlarla mücadele eder. Balık yağı diş sağlığı için bire birdir. Diş eti rahatsızlığı, kemik zayıflığı, guatr, hipertiroit gibi rahatsızlara karşı son derece iyi gelir. Kandaki kolesterolü düşürür, daha enerjik ve güçlü olmasını sağlar. Enerji üretimine yardımcı olur. Hamilelik sonrası depresyona önlem almak için son derece yararlı olduğu uzmanlar tarafından kanıtlanmıştır. Balık yağı özellikle hamilelik boyunca beyin ve sinirlerin uygun şekilde gelişmesini sağlar. Fakat balığın karaciğerinden üretilen yağı hamileler kullanmamalıdır. Günlük kullanım 3 gramı geçmemelidir.

Bamyanın Faydaları Nelerdir ?

Bamya vitamin açısında yüksek değer taşıyan hem taze olanı hem de kuru olan sofralarımıza sıkça ye alan lezzetli bir sebzedir. Bamyanın yararlarını öğrenelim, sebzeye daha çok tüketmeye çalışalım özellikle çocuklarımıza sevdirelim
Bamyanın en önemli faydası sindirim sistemi üzerin de ki mükemmel etkisidir bamya sindirimi hızlandır. Kabızlığı önlemesidir sık sık kabız olan kişilerin haftada bir defa mutlaka bamya tüketmeleri gerekir

Stres ile başa çıkar ve zihinsel yorgunluğu alır. Özellikle sınav zamanı öğrencilerin bamya tüketmeleri önerilmektedir.

Vücuda direnç sağlar ve fiziksel yorgunluğu alır, kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar

[ads]Kan akışına yardımcı olur, kanı temizler. Kanın damarlar da ki akışını düzene yardımcı olur.

Kemikleri korur ve kemikteki ağrıları alır özellikle romatizma ağrılarına iyi gelir

Diyet listesin de yer alınan bir sebzedir bamya yemeği, bamya çorbası diyet yapanların tüketmesi gerekir kilo verdiren ve tokluk hissi vermektedir.

Mide sorunu yaşayanların tüketmesi önerilmektedir mideyi rahatlatır, gaz, şişkinlik ve mide yanlarına iyi gelir

Bamya cilt üzerin de ki yararları ise sivilce oluşumunu önler ciltte ki yağ oranını dengeler

Güneş çarpması üzerinde yararlıdır güneşe maruz kalındığında bamyayı taze olarak birkaç tane yiyin ve ya yemeği yiyin çok iyi gelecektir.

Kan şekerini düzene alır ve şeker hastalarında önerilmektedir.

Tansiyon hastalarının sabah aç karınla birkaç tane taze bamya tüketmeleri güne iyi başlamaları için önerilmektedir.