Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Nasıl Olmalıdır?

Çocuklarda Tuvale Eğitimi Ne Zaman Başlar

Çocuklarda tuvalet eğitimi uğraştırıcı, zaman alan ve zorlu bir süreçtir. Bundan dolayı kolay olmasını beklemek imkansızdır. Tuvaleti öğrenme yaşı çocuğun öğrenme, algılama ve fiziksel becerilerine de bağlıdır. Örneğin çocuğun yürüme, oturma gibi hareketleri yapabilmesi, kas gelişimi çok önemlidir. Ayrıca bezinin kuru kalma süresi de gözardı edilmemelidir. Ancak çok da geç kalınmaması gerekir. Çocuğa normalde 2 yaşına geldiğinde artık tuvalet eğitimi aktarılmaya başlanılmalıdır. Bu süreç uzun sürebilir yani çocuk öğrenemeyip zorlanırsa erken olduğuna dair endişeniz olmasın. Bu gayet normal bir durumdur.

Çocuklara Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilmeli?

Tuvalet eğitiminde çocuğun hazır olmasının yanında ebeveynlerinde hazır olması önemli bir husustur. Öncelikle tuvalet eğitimi asla kesintiye uğratılmamalıdır. Her çocuk çabuk ve doğru bir şekilde öğrenemez ama tabi ki zamanla bu durumu aşıp artık bu durumu gündelik hayatının bir parçası haline getirir. Burada önemli olan sabırla, asla bırakmadan devam edebilmektir. Bu süreçte çocuk bunu kabullenmeyebilir ve zıtlaşabilir. Ancak asla ve asla tekrar beze dönülmemelidir. Bunun yanında evde bezi çıkarıp dışarda veya başka bir yere giderken tekrar bez kullanmak en sık yapılan hatalardandır. Tuvalet eğitimi sırasında bez tamamiyle ve kesin olarak çocuğun hayatından çıkarılmalıdır. Çocuk ile anne arasında doğru ve sağlıklı bir ilişki içerisinde bu eğitim gerçekleştirildiğinde aslında bu süreç eğlenceli bir hale bile gelebilir.

Ebeveynler Sabırlı Olmalı

Bu süreçte ebeveynlerine düşen görevler vardır. Tuvalet eğitimi doğru zamanda yapılmalıdır. Bundan dolayı kendilerini hazırlamaları çok önemlidir. Çocuğa tuvalet eğitimi verirken sabırlı ve sakin bir tutum sergilemek gerekir. Eğer bezi çıkarıp tuvalet eğitimine başladığınızda her an yapacakmış korkusuyla çocuğu sık sık tuvalete götürme gibi bir yanlışta bulunursanız bu hem kendinizi yıpratmanıza hem de çocuğunuzu ürkütmenize sebep olur. Sonraki süreçte çocuk eğer altına yaparsa cezalandırmak yada tuvaletini söylediğinde ödüllendirmek gibi bir hataya asla düşmeyin çünkü bu durum cazalandırılacak yada ödüllendirilecek bir durum değildir. Bu zaten günlük hayatta yapılması gerek bir durumdur.

Yaz İçin: Kış Aylarında Cilt Bakımı

Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde, bedenimizdeki pek çok değişiklik cildimize de yansımaktadır. Daha fazla terliyoruz, daha fazla susuyoruz bu yaşanılanlar cildimizde de bazı farklılıklara yol açabilmektedir. Ayrıca Cilt Bakımı kış aylarında başlanırsa ancak yaza kadar hazır hale gelir.

Cildimizin yaz aylarının sıcağı, güneş ışını ile zarar görmemesi için özel bazı bakımlar ile cildimizi yaza hazırlamalıyız. Yaz aylarında bedenimizin ihtiyacı olan su cildimize gereklidir.

Cilt Bakımının En İdeal Zamanı Bahar Ayları

Soğuk bir kışın ardından, kuruyan, çatlayan ve yorulan cildimizi canlandırmanın zamanı bahar aylarıdır. Hem kışın yorgunluğu iyileşir, hem de yazın aşırı sıcaklarına karşı hazırlık yapılır.

Kış sonrasında bahar ayında nasıl doğa canlanıyorsa, kış aylarında yorulan ve soğuktan zarar gören cildiniz için de canlanma zamanı bahar aylarında başlamaktadır. Bu dönemde, cilt temizliğine, canlandırıcı bakım yapılmasına, bol su içilmesine dikkat edilmelidir.

Beslenme Alışkanlıklarınız İle Cildinizi Canlandırın

Doğal maskeler ya da kozmetik ürünlerle cilt bakımınızı yapmanın yanında, beslenme alışkanlıklarınız ile cildin canlı olması sağlanacaktır. Taze sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve su içmeye özen gösterilmesi sayesinde cildiniz daha canlı olacaktır.

Vücudumuz için zararlı olan cildimiz için de zararlı olmaktadır. Aşırı yağlı ya da baharatlı yiyecekler, koruyucu içeren hazır paket gıdalar, yapay gıda boyaları veya tatlandırıcılar, uzak durmamız gereken yiyeceklerdir. Hem bedenimiz hem de cildimiz için doğal gıdalar ve taze gıdalar ile beslenmeye dikkat etmeliyiz.

Benleri Aldırmak Vücuda Zarar Verir Mi?

Benleri Aldırmak Zararlı Mıdır?

Vücudunun herhangi bir bölgesinde beni olmayan insan nerede ise yok gibidir. Bazı insanlarda tüm vücuda yayılmış irili ufaklı benler görülebilmekte, bazı insanlarda ise çok daha az sayıda benler görülebilir. Benler vücutta normalde de bulunan ve deriye rengini veren melanosit denilen hücrelerin bir araya gelerek oluşturdukları doku parçalarıdır. Bu doku parçaları aslında iyi huylu tümör dokularıdır. Benler doğuştan oluşurlar fakat daha sonradan hayatın belirli dönemlerinde de oluşabilmektedir.

Benlerin Olması Tehlike Anlamına mı Gelmektedir?

Doğuştan var olan üzeri genelde kıllı, kahverengi siyah renginde, içerisinde homojen bir renk dağılımı olmayan, büyük benlere konjenital dev kılı nevüs denmektedir. Yani bir diğer adıyla doğumsal kıllı ben diye bilinmektedir. Bu benlerin en erken yaşta, vücuttan uzaklaştırılması gerekmektedir. Çünkü bu benler hayatı tehdit edecek kadar kötü ve hızla yayılmaktadır. Bu benlere malin melanom denilmektedir. Ek olarak malin melanom deri kanseri gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Bunların yanı sıra doğumda mevcut olmayıp da sonradan çıkan benler ise zaman içerisinde malin melanom dediğimiz cilt kanserine dönebilmektedir. Ek olarak kansere dönme ihtimalinin yanı sıra haberci belirtiler vardır. Bu belirtiler;

Açık tenli, renkli gözlü kişilerde meydana gelen benler, mevcut bir benin renginde, boyutlarında değişiklik olması ve kanama yapması, 6mm’den büyük ve sınırları düzensiz, kahverengi-siyah renkli benler, mavi-siyah renkli benler, ailede cilt kanseri olması ve ek olarak sık sık travmaya maruz kalan benler, kahverengi-siyah bir benin gittikçe renginin açılması gibi belirtileri olan kişiler mutlaka bir plastik cerrahi ya da dermatoloji uzmanına gitmeliler. Benler takibe alınmalı hatta şüpheli görülen benler plastik cerrahi tarafından alınmalıdır. Alınan benler riski ortadan kaldırmaktadır.

Estetik Amaçla Benler Alınabilir Mi?

Kansere dönme tehlikesi ortada olmayan benler haricinde yalnızca görünüm olarak problem oluşturan benleri estetik amaçlı olarak lokal anestezi ile aldırabilmek mümkündür. Ayrıca alınma işlemi ardından hiç iz kalmamaktadır. Aldırma işleminin olması için iyi bir Plastik Cerrah tarafından gerçekleştirilmesi önemlidir. Ardından önerilere uyulması gerekmektedir. Öyle ki ben aldırmak kolay bir işlemdir. Lokal anestezi altında alınma işlemi yalnızca 5-10 dakikadır. Bu işlem esnasında hiçbir ağrı ve hiçbir acı hissedilmemektedir.

Göz Çevresi Kırışıkları İçin Faydalı Öneriler

Yaşın ilerlemesi başta olmak üzere, çeşitli nedenlerle, yüzde, boyunda ve göz çevresi kırışıklıkları ve bir süre sonra çevrede sarkmalar meydana gelmektedir. Bu yüzü yaşlı göstermektedir. Ayrıca, estetik açısından pek de hoş bir görüntü oluşturmamaktadır.

Göz çevresi kırışıklıklarından, özellikle kadınların son derece hoşnutsuz olduğu görülmektedir. Günümüzde, göz çevresi kırışıklıkları için farklı uygulamalar bulunmaktadır. Bazı kadınlar, estetik operasyonları tercih ederken, bazı kadınlar bitkisel tedavilere yönelmektedir. Aynı zamanda, makyaj hileleri ile de göz çevresi kırışıklıkları gizlemek mümkündür.

Göz çevresi kırışıklıklarından kurtulmak için çeşitli teknikler yer almaktadır. Bu teknikler, oldukça basit olup, herkes için uygulanabilir özelliktedir. Dilerseniz, siz de sadece birkaç aşamada, göz çevresi kırışıklıklarından kurtulabilirsiniz.

Yaş Maya Kürü

Göz çevresinde oluşan kırışıklıkları azaltmak için en çok kullanılan formüllerden biri, yaş maya kürüdür. 1 çay kaşığı yaş maya, bir çay kaşığı süt ve bir çay kaşığı balı karıştırarak, kendinize yaş maya kürü hazırlayabilirsiniz. Bu karışımı, haftanın üç günü, yüzünüzün tamamına uygulamalısınız. Yüzünüzde 20 dakika beklettikten sonra durulamalısınız.

Yumurta Sarısı Kürü

Bir yumurtanın sarısı, çeyrek limonun suyu, bir yemek kaşığı hakiki zeytinyağını karıştırarak, bir karışım elde etmelisiniz. Bu karışımı, 30 dakika kadar dinlendirmeli ve temiz cildinize uygulamalısınız. Temiz cildinizde, bir saat beklemesi yeterli olacaktır. Bu işlemi, haftada bir kez olmak üzere her hafta tekrarlamalısınız.

Tereyağ Kürü

Bir çay kaşığı tuzsuz tereyağ ile bir çay kaşığı balı karıştırarak, tereyağ kürü hazırlamalısınız. Yüzünüzün tamamına uygulamalı ve 20 dakika bekletmelisiniz. İşlemi, haftada iki kez tekrarlamanız yeterlidir.

Göz Çevresi İçin Masaj

Göz çevresi kırışıklıklarından kurtulmak için masaj yapabilirsiniz. Yapacağınız masaj, göz çevresi kırışıklıklarınızı azaltacaktır. Masaj için, ilk olarak, her iki elinizi de rahat bir şekilde, şakaklarınızın üzerine koymalısınız. Ellerinizin üstü, dışarıyı göstermelidir. Ellerinizi, kulak hizasına doğru çekmelisiniz. Bu esnada, yüzünüzün gerginleştiğini hissedeceksiniz. Bunu yaparken, gözlerinizi sıkıca kapalı tutmalısınız. Gerginliği çözdükten sonra, aynı egzersizi yeniden tekrarlamalısınız.

Göz Çevresi İçin Kremler

Piyasada, göz çevresi kırışıklıklarından kurtulmak için üretilen birçok farklı krem bulunmaktadır. Bu kremleri kullanarak da, göz çevresi kırışıklıklarınızı azaltabilmeniz mümkündür. Ancak, iyi bir krem seçtiğinize emin olmalısınız. İyi bir krem ile göz çevresi kırışıklıklarınızdan kurtulabilirsiniz. Bu noktada, kremleri, düzenli olarak kullanmanız önemlidir.

Kan Grubu ve Çay Tüketimi Arasındaki Bağ

Hayatımızın her anında bulunan ve içmekten vazgeçemediğimiz çayın bir sınırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Birçok faydası bulunan çay aşırı tüketildiğinde sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Sağlıklı beslenmek için sağlıklı gıdaların yanı sıra sağlıklı çay tüketimi de sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.

Sağlıklı yaşam için kan grubuna göre beslenme şeklini ortaya çıkaran uzmanlar kan grubuna göre birde çay tüketimini önerdi. Uzmanların yaptığı açıklamada sağlıklı ve formda kalmak için her kan grubunun ayrı çayı olduğunu belirtti. İşte kan grubuna göre doğru çay tercihlerini bu yazımızda sizlere aktaracağız.

Kan grubuna en uygun çaylar nelerdir?

0 rh kan grubu kilo verme konusunda en şanslı gruplardır. 0 rh kan grubu kişilerin metabolizmalarının hızlı çalışıyor olması kilo vermek açısından oldukça önemlidir fakat 0 rh grubunun bağışıklı sistemi zayıf olduğu için 0 rh kan grubunun tüketmesi gereken en uygun çay grubu ıhlamur ve zencefil olarak belirlenmiştir.

A rh kan grubuna gelecek olursak A rh kan grubunun bağışıklık sistemi daha güçlü olduğu için şanslı olsalar da kilo verememe konusunda sıkıntı çeken en sıkıntılı kan grubu kategorisinde yer alıyor. A rh kan grubunun bu yüzden tercih etmesi gereken çay tipi yeşil çay ve kekik çayı olmalıdır.

B rh kan grubunda olan kişiler ise yavaş metabolizma sahip kişilerdir ve çay tüketimi noktasında şunlar bilinir; vücut ödem tutmaya meyillidir bu nedenle B rh kan grubunda olan kişiler en iyi ödem sökücü olarak bilinen maydanoz çayı ve metabolizma hızlandırmak için nane çayı tüketmesi mutlaka önerilmektedir.

Son olarak AB rh kan grubuna gelecek olursak bağışıklık sisteminin düşük olması nedeniyle AB grubunun tercih edebileceği çay tipi papatya çayı ve zencefil çayı olmalıdır. Sağlıklı yaşam için kan grubuna göre çay içilmesi gerektiğini belirten uzmanlar bu çayların sabah kalktığında içilmesi gerektiğini ya da ara öğünde içilmesi gerektiğini günde 3 fincanı geçmemesini belirterek bu şekilde bireyin sağlıklı bir yaşam sürebileceklerini dile getirdi.

Bölgemizin Yeni Tehlikesi: Mers Virüsü Nedir?

Ebola virüsü ardından Ortadoğudan gelen Mers Virüsü için Türkiye’de kırmızı alarm verildi. Bu tehlikeli virüs nasıl bulaşıyor, nasıl belirtiler veriyor, uzmanlar açıkladı. Soğuk algınlığı gibi başlayan ve maalesef mers virüsüne yakalanan her 100 kişiden 45’inin hayatını kaybetmesine neden olan virüs ölüm saçıyor. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde görünen Mers Virüsü Türkiye’de de ortaya çıktı. Peki, mers virüsünün belirtileri nelerdir, nasıl korunabiliriz, tedavisi nelerdir? Bu soruların cevabını sizlerle paylaşacağız.

Mers Virüsünün belirtileri nelerdir?

Virüsün belirtileri hapşırık, burun akıntısı, öksürük, ilerledikçe oluşan nefes darlığı, zatürree gibi rahatsızlıklarla teşhis edilebiliyor ve daha fazlası mers virüsünün etkisi böbrek yetmezliğine sebep olabiliyor. Bazı hastalarda bu belirtilerin yanı sıra ishal, kusma ve halsizlikte mers virüsünün belirtileri arasında yer alıyor. Mers hastalığının 12 gün kuluçka süresinin bulunduğunu ifade eden uzmanlar bu süre sonrası hastalığın 2 ila 12 gün sürdüğünü belirterek bazı hastaların bu virüsü kolay atlattığı bazı hastaların ise hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyleyerek vatandaşları Mers virüsüne karşı uyardı ve hijyen konusuna önem vermelerini söyledi. Zira hijyen konusuna önem vermeyen kişilerde Mers Virüsü buluşma riski iki katı arttığının da altını çizdi.

Mers Virüsü nasıl tedavi edilir?

Mers hastalığı solunum yolu enfeksiyonu olarak kabul edildiği için rutin tedavi uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra bol bol sıvı tüketmesi gereken hastalar istirahat etmeli ve dinlenmeli. Henüz aşısı bulunmayan hastalık da en iyi tedavi yöntemi hijyen olarak biliniyor. Mers virüsüne yakalanmamak için yapılması gereken önemli detaylar elleri sık sık yıkamak, öksürürken ağzı mendil ile kapamak, hasta olan kişileri ile tokalaşmamak ve ortak kullanılan eşyaları temiz bir şekilde kullanmak olacaktır.

Aşkta Bencillik İlişkinin Ömrünü Kısaltıyor

Günümüz ilişkilerinin en temel sorunlarından birisi de, bencillik oluyor. İnsanlar, olabildiğince bencil hareket etmekte ve kişisel çıkarları doğrultusunda her şeyi şekillendirme gayretinde. Haliyle aşkta bencillik yapan ve bu nedenle ilerleyen süreçte ciddi sıkıntılar yaşayan kişi sayısı da oldukça fazla. Yapılan araştırmalar ise, bu tür bencil ilişkilerde mutlaka kötü bir son yaşandığını göstermekte. Öyle ki, bir çok ayrılık ve boşanma, içerisinde karşılıklı iletişim, empati yoksunluğu gibi sorunlar barındırmaktadır ki bu önemli bir detay olmaktadır her anlamda.

İstemeyin, İstenileni Düşünün…

Eğer bencil bir ilişkiye sahip olmak istemiyorsanız, uzun vadede karşılıklı anlayış ve empati eşliğinde doğru bir ilişki süreci yaşamak istiyorsanız önceliğiniz “acaba o ne ister?” Olmalıdır. Siz, ilişki esnasında karşıda ki kişinin isteklerine odaklanırsanız, o da bir süre sonra sizin isteklerinize odaklanır. Doğal olarak aşkta bencillik yaşamak yerine, empati dahilinde birbirinizin isteklerine cevap verme şeklinde bir ilişki gün yüzüne çıkar.

Anlayarak Hareket Etmek

Unutmayın, siz karşınızda ki kişiyi tam olarak bilmiyorsunuz ve her zaman onun sizin isteklerinize cevap vermesini bekleyemezsiniz. Aynı durum, karşı taraf içinde geçerli. Haliyle karşı taraftan size her an uyum beklemek yerine, siz ona uyumlu olmak için gayret gösterirseniz, karşılıklı anlayışı yakalarsanız ancak beklediğiniz o ilişkiyi elde eder, uzun vadede mutlu ve anlayışlı bir çift olarak gerçekten aşkınızı yaşama olanağı bulursunuz.

Çağımızın Sinsi ve Ölümcül Hastalığı: Sepsis

Birçoğumuzun ismini yeni duyduğu sepsis hastalığı ölümlerin en önemli sebebi olarak biliniyor. Halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen sepsis sinsi bir hastalık olarak kabul ediliyor. Belirtileri aniden oluşan nabzın hızlanması, vücut ateş oranı artması, solunumun hızlanması ciddi bir şekilde oluşan halsizlik gibi bulgular ile geliyor.

Gündelik hayatta karşılaşılan bir şikâyet durumu olan belirtiler hafife alındığı zaman çok ciddi hastalıklara yol açabiliyor. Sepsis denilen hastalık vücudun kendi kendine savaştığı bir hastalık türü ve insan vücudunda ölüme yol açabilecek büyük tehlike taşıyor. Dünyada sinsi hastalık olarak bilinen sepsis’den ölenlerin sayısı son 10 yılda iki katına çıktı.

Amerika da yapılan araştırmalar sonucu yapılan açıklamada artık insanların kanserden çok bu hastalığa yakalanıp öldüğünü belirtti. Vücut içinde oluşan bakterinin organlar istila etmesiyle başlayan hastalık vücudun kendini koruyum derken kendini zarara sokmasıyla başlıyor ve sonuç olarak da çok ciddi bir organ yetmezliğine ve daha ötesi kişinin ölümüne neden oluyor.

Araştırma Verileri Ürkütücü Sonuçlar Veriyor

Uzmanların araştırma verileri bu hastalığın ciddiyetini gün yüzüne çıkardı. Dünyada 24 milyon kişini ölümüne neden olan bu sinsi hastalık korkutuyor. Uzmanlar bu hastalık hakkında halkın bilinçlenmesini ancak en önemlisi sağlık personellerinin de bu hastalık üzerine bilgilenmesini belirtti. Sepsis hastalığı bazı risk gruplarında daha sık görülebiliyor örneğin büyük travma yaşamış kişiler, çocuklar ve yaşlılar da bu hastalık daha sık görülebiliyor.

Uzmanların sinsi bir hastalık olduğunu altını çizerek belirttiği sepsis’in teşhisi konulması ardından tedavi şansı yüzde 30 ‘a kadar düşebiliyor ve kişinin hayati tehlikesi ortaya çıkıyor. Sepsis hastalığından tedavi görüp iyileşenlerin ölüm riski sağlıklı insanların ölüm riskine oranla iki kat fazla olduğu da açıklandı. Teşhisi için bir uzman muaneyesi şart olan hastalıktan korunmak o kadar da zor değil. Sepsis hastalığından korunmanın en kolay yolu bilinçsiz antibiyotik tüketimine son vermek, içme suyunun temizliğine önem göstermek ve tuvalet hijyenini sağlamak olacaktır.

Hafızanın Önemli Besin Kaynakları: Kuru Üzüm

Hepimizin damak tadına uygun olan kurutulmuş bir meyve olarak bilinen kuru üzüm ve sunduğu faydaları saymakla bitmiyor. Kemik sağlığı, göz sağlığı, sindirim açısından faydaları bilinen kuru üzümün bir faydası daha ortaya çıktı. Uzmanların kuru üzümün çocuklar üzerinde hafıza güçlendirici etkisi bulunduğunu açıkladı.

Çekirdekli siyah üzümün bolca tüketilmesi gerektiği söyleyen uzmanlar özellikle çocukların tüketmesi gerektiğinin altını çizdi. Herkesin beğenerek tükettiği yaz kış bulunabilen bir kuru meyve olan kuru üzümün hafıza güçlendirdiği artık bilinen bir gerçek olarak resmen hayatımızda yerini aldı.

Yapılan araştırmalara göre kuru üzüm özellikle çocuklarda hafızayı ve zekâyı güçlendirmesinin açıklamasından sonra aile bireylerinin bu konuya gereken önemi vermeleri gerektiğini sizlere açıklamak istiyoruz. Kuru üzümün faydalarını sıralayacak olursak başta enerji kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Toplumda sevilerek tüketilen ilgi çekici bir kuru meyve olan Kuru üzümün diğer faydalarını da söylemeden geçemeyiz.

Kuru Üzümün Faydaları

Toplumda sevilen lezzet olan siyah üzümün faydaları say say bitmiyor. Kansızlığı önleyici bir etkisi olan kuru üzüm kansız olan hastalar için tüketilmesi gereken meyvelerin başında gelmektedir. Diyet yapan kişilerin menüsünde olmazsa olmaz meyve olarak baş sırada yer alır. A vitamini deposu olan kuru üzüm göz sağlığı açısından da çok önemlidir.

Ağız bakımı konusunda da şifası olan meyve ağzı kokusu çeken kişilerin bu rahatsız edici durumdan kurtulmasını sağlamaktadır. Kanser önleyici bir meyve olduğu bilinen kuru üzümün belli oranda tüketilmesi durumunda kansere karşı vücudu korumaya alır. Kemik sağlığı açısından da oldukça önemli olan kuru üzüm kemiklerin gelişmesine büyük katkı sağlar.

Lezzeti dışında birçok hastalıkların koruyucusu olarak bilinen kuru üzümün en önemli faydası ise hafıza güçlendirici bir meyve olması olmuştur. Uzmanlar özellikle çocukların tüketmesi gerektiğini vurgulayarak kuru üzümün hafıza ve zekâ güçlendirme açısından çok önemli bir besin kaynağı olduğunu açıkladı.

Gelecek Planı Yaparken Çocuğunuzu Şekillendirmeyin

Anne baba olarak çocuğunuzu her anlamda düşünmek, onun için en doğruyu yapmaya çalışmak ve hatta onun için doğru bir gelecek planı hazırlamak pek tabii hakkınız. Fakat bu hakkınızı, çocuğunuzu şekillendirme seviyesine taşırsanız; onun gelecekte mutsuz olmasından başka bir şey yapmazsınız. Peki, neden?

Çocuğunuz elbette en iyi okullarda okumalı, birikim hesabı olmalı, güzel bir meslek seçmeli… Fakat bu okullar, bu meslekler sizin tarafınızdan kararı verilen opsiyonlar olmamalı. Siz, gelecek planı yapacaksanız “en iyi okula göre para biriktirelim.” Diyeceksiniz sadece. Büyüdüğü zaman o parayı kullanmak ve o okulda hangi bölümü okuyacağına karar vermek, çocuğunuzun inisiyatifinde olmalı. Böyle hareket etmez; “doktor olacak, mühendis olması için çabalıyoruz.” Gibi bir plân içerisine girerseniz ne yazık ki çok ciddi sorunlar gün yüzüne çıkacaktır ilerleyen yıllarda.

Gelecek Planı Yaparken Yönlendirin; ZORLAMAYIN!

Çocuğunuzu her zaman yönlendirin, ona tecrübelerinizi en iyi şekilde aktarın. Ama bunları yaparken “benim istediğim bu, bunu takip et.” Mantığında bir yönlendirme içerisine girmeyin. Önceliğiniz, onun içinde ki yetenekleri keşfetmek üzerine yönlendirmek olsun. Kimi zaman çocuğunuz sayısal zekadan tamamen uzak, daha çok spora ilgi duyan biri olabilir. Haliyle burada doğru olan çocuğunuzu o alana yönlendirmek olmalıdır.

Sizler bu noktada doğru bir yönlendirici olur, çocuğunuz için maddi ve manevi tüm alt yapıyı hazırlayarak, gerekli kararları onun vermesini sağlarsanız; emin olun daha başarılı, büyüdüğü zaman daha mutlu bir yaşama sahip olan güzel bir çocuk yetiştirmiş olursunuz. Aksi halde pişmanlıklar içerisinde yaşayan ve mutlu olamayan bir gelecek vaat etmekten öteye gidemezsiniz…

Psikolojik Nedenlere Bağlı Cinsel Hastalıklar

Hayatımızın her alanında çok farklı sorunlar yaşar hale geldik. Özellikle de cinsel yaşamda bir çok farklı yeni nesil cinsel hastalıklar kendini göstermeye başladı. Eskiden AIDS ya da bel soğukluğu gibi temel cinsel hastalıklar varken, şimdi psikolojik sıkıntılara bağlı gelişen çok farklı yeni nesil sorunlar yaşanmakta. Bu sorunlar her ne kadar geçmişte var olsalar da, günümüzde hemen her erkek tarafından yaşanması, konunun ciddiyetini gündeme taşıyor.

Stres Cinsel Yaşamı Öldürüyor

Erken Boşalma: Stres, aklınızda varlığını devam ettiren sorunlara bağlı düşünceler ilişkiye odaklanmanızı önler. Haliyle istem dışı bir boşalma söz konusu olur.

Ereksiyon Sorunu: Özellikle iş hayatında sorunları bulunan beyler, belli bir noktadan sonra cinselliğin arzu odaklı bir olay olmadığını düşünmeye başlarlar. Haliyle yeterince tetiklenemez ve doğru bir erekte yaşayamazlar.

Cinsel İsteksizlik: Bu sorun, özellikle kadınlar için çok ciddi bir problemdir. İş hayatı, evlilik, varsa çocuklar ve diğer ev içi işler bir de üzerine kişisel sorunlar gelince bir süre sonra kadının cinsel isteksizlik gibi bir sorunla karşı karşıya kalması kaçınılmaz olmaktadır.

Bu üç temel sorun, çiftler arasında ki cinsel uyumu ve genel ilişkiyi farkında olmadan ciddi şekilde zedelemektedir. Bu tür sorunlar karşısında, yasal ve sağlıklı (doktor onaylı) ürün destekleri almak, durum çok ciddi bir hale geldiğinde gerekirse profesyonel bir destek almak ilişkinin geleceği açısından çok önemlidir.

Araştırmalar, ne yazık ki bu tür sorunlar karşısında çiftlerin özellikle de erkeklerin utangaç tavır sergilediğini, geri plânda kaldığını, doğal olarak ciddi sorunların ve hatta boşanmalara kadar varan uyumsuzlukların oluşmasına neden olunduğunu göstermekte.

Jeans Modası Eskiye Doğru İlerliyor

Jeans modası, hangi akım söz konusu olursa olsun her dönem varlığını devam ettiren bir seçenek olmuştur. Genelde her yıl farklı bir moda akımıyla birleşen jeans anlayışı, 2017 ile birlikte daha çok geçmiş yıllara doğru gitmekte. Tabii yeni fikirlerinde katıldığı bu eskiye gidiş serüveni, jeans severler için old-new karışımı bir moda akımı anlayışının söz konusu olacağını şimdiden göstermekte.

Yırtık paçalar, siyah renkler ve en önemlisi de dar ya da uzun şeklinde birden fazla paça seçenekleri ile birlikte jean döneminde artık daha özgür bir süreç başlıyor gibi. Bu konuda insanları sınırlandırmayan yeni anlayış, eski jean kültürünü ve siyah kota olan ilgiyi yeniden bazı süslemeler ile gün yüzüne çıkarıyor.

jeans-modasi2

Siyah Kotların Yeniden Doğuşu

Özellikle KOTON ve benzeri bir kaç markanın reklam çalışmalarında yer verdiği siyah kotlar, 70’li ve 90’lı yılların arasındaki o popüler dönemlerine geri döneceğe benziyor. Jean dediğin mavi olur anlayışı da sanırım bu eski-yeni jean modası anlayışı ile tarihe karışacak gibi. Gerek farklı olması, gerekse de insanların artık yeni şeyler istemesi jeans modalarında da bu tarz değişimleri gün yüzüne çıkarıyor. Ayrıca siyah kotların daha rahat kombin edilmesi, hemen her vücuda entegreli olabilmesi de tercih edilmesinde ki başlıca nedenlerden biri.

Eski siyaj kot anlayışının, yırtık / dağınık anlayışla birleşmesi ise özellikle gençler tarafından 2017 ile birlikte kota olan ilginin yeniden çok daha fazla artacağını göstermekte. Bu alanda ünlü modacıların da sürpriz çalışmalarının olduğu söylenmekte.

jeans-modasi3

Boğaz Ağrısı İçin Faydalı Çay Önerileri

Kış aylarının yaklaşması, bu döneme bağlı en temel sağlık sorunlarından olan boğaz ağrısı problemlerinin de sıkça yaşanmasına neden oluyor. Bizler de modaloni.com ekini olarak, boğaz ağrısına fayda sağlayan bazı bitki çaylarını sizler için derledik. Kış aylarında boğazınızı korumak ve ağrılara karşı yumuşatmak adına bu çaylardan fayda görebilirsiniz.

Boğaz Ağrısı ve Faydalı 3 Bitki Çayı

  • Özel içeriği ile polifenolik bileşen konusunda en zengin içeriğe sahip olan nar kabuğu çaylarını tercih edebilirsiniz. Bu bileşenler, genel anlamda boğazları ve o bölgeyi koruyucu etki yaratır. Böylelikle uzun vadede boğaz ağrısı yaşamak ya da kış aylarında ki ani soğuk hava değişikliklerine bağlı sorunları önlemek mümkün olabilecektir.
  • Uçucu içeriği en çok barındıran ve ilk sıralarda yer alan nane çayı ciddi anlamda yumuşatıcı etki sunacaktır. Boğaz ağrısı olmaması halinde de gene bu uçucu içeriklerin daha rahat bir konuşma deneyimi sağlaması, özellikle de bademcik sorunu olanlar için tüm kışı rahat geçirmenize yardımcı olması için tercih edilebilecek bir çay seçeneğidir.
  • Eğer doğru demlenir ve 10-15 dakika süresince sadece pişmesinden sonra dem alması sağlanırsa, adaçayı da ciddi anlamda fayda sağlayacaktır. Eğer doğru bir pişme süresi, demlenme süresi olmazsa istenilen fayda tam olarak elde edilemez.

Boğaz ağrısı ciddi bir konudur ve dikkat edilmezse, kanser gibi sorunlara dahi neden olabilir. Bu tarz ufak önlemler ile çözüm bulma noktasın da etkin adımlar atabilirsiniz.

Evlilik Öncesi İlişki Terapistlerine İlgi Artıyor!

İlişki terapisti kavramı her ne kadar ülkemizde yeni yeni yaygınlaşan bir kavram olsa da, bu noktada ilginin arttığını ve hatta evlilik Öncesi terapist desteğinin bir hayli tercih edildiğini yapılan araştırmalar göstermekte. Özellikle kadınlar, attıkları adımın yanlış olup olmadığı, erken mi hareket ettikleri ya da daha doğru hareket etmek adına ne yapması gerektiklerini öğrenmek adına bu yöntemi tercih ediyorlar.

Daha Doğru Bir Yol Çizmek İçin Önemli Destek

Bu tür terapistler, sizlerin çok daha doğru ve sorunsuz bir yol çizmesine ciddi anlamda olanak tanıyor. Genelde ilişki öncesi çiftler birbirlerine her anlamda açık olmuyorlar ne yazık ki. Bu tür terapiler, her anlamda kendilerini daha iyi tanımalarına ve uzun vadede ne gibi isteklere sahip olduklarını birbirlerine karşı açıkça söylemelerine olanak tanıyor. Sonuç olarak, ilişki hakkında çok daha net bilgi sahibi olmak ve çiftlerin en kapsamlı şekilde birbirlerini tanımaları bir kaç seans ile mümkün hale geliyor.

Evlilik sürecinde atılacak olan adımlar ise, böyle bir ön terapi seansları ile daha net bir sonuca varıyor. Ne isteniyor? Amaç ne? Ne gibi bir hedef var ileriye yönelik? Çiftler artık tüm bu sorulara net olarak cevap bularak evlilik gibi ciddi bir adımı olabildiğince profesyonel bir şekilde atma, haliyle ilerleyen süreçte ilişki anlamında yaşanması muhtemel sorunları da en aza indirme şansına sahip oluyorlar.

Fantazi Tangalar ve Kadınların Tercihi”

Fantazi Tangalar Ve Kadınların Tercihleri

Kadınlar tangalar konusunda eskiden çok önyargılı davranıyorlardı. Ancak şimdi hemen her on kadından dokuzu mutlaka tanga kullandığını belirtiyor. Özellikle fantazi tanga modellerinin satışının çok yüksek olduğunu düşünecek olursak paçalı don devrinin kapandığını söyleyebiliriz. Kadınlar genellikle pantolonlarının altında çamaşır izi olmaması açısından tanganın çok kullanışlı olduğunu düşünüyor. Fantazi tanga çeşitleri çok sınırlı olmasına rağmen renk bakımından son derece fazla seçenek sunulmaktadır. Bayanların eskiye oranla daha fazla tanga tercih etme sebepleri oldukça fazla. Feminenliklerini daha iyi vurguladıklarını belirten kadınlar tanga olarak en çok siyah ve beyazı tercih ettiklerini de belirttiler.

Bir Kadın Neden Tanga Giyer?

fantazi-tangaBir kadının tanga giymek için çok fazla nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden biri de kıyafetlerinin altında çamaşır izi olmasından hoşlanmamaları. Özellikle ince kumaş pantolonların altında çamaşır izi belli olduğu zaman son derece çirkin bir görüntü oluştuğunu vurgulayan kadınlar bu konuda tangaların özellikle de fantazi tanga modellerinin son derece kullanışlı ve rahat olduğunu söylüyorlar. Seksi tanga giymeyi seven kadınlar da sadece seksapaliteliklerini arttırmasından dolayı tercih ettiklerini belirtiyorlar.

İç giyim dünyasının en çok satışı yapılan ürünü olan fantazi tangaların fiyatları da oldukça cazip. Çok uygun fiyatlarla alınabilen bu ürünler hem kullanışlı hem de uygun fiyatlarda satıldığı için birçok kadın tarafından tercih edilmekte. Oldukça fazla yararı olduğunu ve diğer iç giyim ürünlerine göre alerjik reaksiyon yapmadığını ve mikrop toplamadığını öne süren hanımlar bu konuda da tangaların son derece uygun olduğunu ve kullanılması gerektiğini belirttiler.

Renk Renk Tangalar

Fantazi tanga renkleri oldukça fazla. Renk konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayan hanımlar istedikleri renkte ve desende fantazi tanga bulabiliyorlar. Fantazi tangaların uygun fiyatlarda satışa sunulması da kadınların bu konuda daha rahat alışveriş yapmalarını sağlayabiliyor. Her renkten rahatlıkla alan hanımların iç çamaşırı çekmecelerinde tanga konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmıyor.

Kıyafetlerin de renklerine göre giyilen bu tangalar hanımların en büyük kolaylığı haline geldi. Özel günler haricinde günlük kullanımdaki rahatlığını bahane eden kadınlar uzun yıllar daha tanga kullanmaya devam edecek gibi duruyorlar.